SONBAHARI BÖYLESİ YAŞAMAK GEREK!

Osmaniye – Tozluyurt Yaylası – Dumanlı Yaylası 07.11.2021

Gelin, henüz gerçekleştirdiğim bir hayalin kıyısına doğru götüreyim sizi. Bu hayalle de sonbahar yapraklarının hışırtılarını duyacağınız ormanın tam kalbine doğru ilerleyelim. Kışı ayrı yazı ayrı severim doğada. Ancak baharların büyüsü daha başka gelir bana. Sonbaharda bir ağacın yapraklarında yeşilden sarıya, sarıdan kahverengiye geçen yaprak renkleri büyüler mesela… 

Yollara savrulmuş kahverengi yapraklar rüzgâra kapılır ve ahenkle dans edişini izlemek pek çok şeyi sorgulatır. Ağaçlara bakıyorum mesela… Her an yeniler kendini, bin bir emekle açtığı çiçekleri, yaprakları hatta dalları yeri geldiğinde bırakır. İnsanoğlunun saplanıp kaldığı yahut inatla vazgeçemediklerini düşünüyorum sonra… Doğa her an yeniliyor kendini, kendi dengesini bulmak için fırsatları değerlendiriyor ve bu uğurda vazgeçmekten çekinmiyor. Doğadan öğreneceğimiz çok şey var.

Uzun zamandır Osmaniye’ye çeşitli sebeplerle gidip geliyordum. Ancak her defasında aklımda olup bir türlü gidemediğim bu yere sonunda gelebildim. Kendinden özellikle sonbaharda bahsettiren Dumanlı Yaylası’ndan söz ediyorum. 

Bölgeye gidenlerin çektikleri her fotoğrafla, her videoyla ve anlatılanlarla merakım katlanıyordu. Ve nihayet çok da ummadığım bir anda adımlarım çıktı Dumanlı’ya. Benim için bir klişe gerçekleşmişti aslında, çünkü tam gündemimden çıkarmışken olmuştu. Başka bir ifadeyle gerekli koşullar sağlanmıştı. 

Merkezden yola çıkarak yaklaşık iki-iki buçuk saat sonra varmıştık bu meşhur yere… Şehir dışından sık sık buraya turların düzenlendiğini duymuştum, ancak duymakla da kalmayıp bizzat görmüş oldum. Dar köy yolunun her cebinde bir tur aracı vardı desem abartmış sayılmam. 

‘Nerede duralım’ diye kararsız kalınca, yolda gördüğümüz birilerine sorduk. “İleride kalabalığı gördüğünüz yerde durun.” dedi. İlerledik, ancak kalabalığın ardı arkası kesilmiyordu. Açıkçası biraz da sakin bir yer arayışında olunca ‘biraz daha gidelim’ dedik. Biraz daha, biraz daha derken… Bu esnada farkında olmadan Dumanlı Yaylası’ndan Tozluyurt Yaylası’na geçtiğimizi, indiğimiz anda anladık. 

Coğrafya aynıydı, burası da kalabalıktı ancak Dumanlı Yaylası ile karşılaştırınca nispeten daha sakin olduğunu söyleyebilirim. Burada bir kahve molası verip ardından Dumanlı’da kısa bir yürüyüş yapmaya karar verdik. 

Yoldan ağaçların arasına girince insanların ne demek istediklerini ve neden büyülendiklerini çok iyi anladım. Öğle sonrası saatlerde buradaydık, güneşin sabah saatlerine oranla daha koyulaştığını bilirsiniz. Sonbaharın etkisiyle yapraklar yeşilden sarıya, sarıdan turuncuya, turuncudan kahverengiye çalıyordu. Bu renklerin binbir tonlarını üzerlerinde barındırıyorlardı. Tepemiz kol kola girmiş ağaç dallarından bir gökyüzüydü… Uzun, yaşlı ve büyük ağaçlardı. 

Kimi yerde ormanın içi karanlık olurken, burada ağaçların iç içe girmeyip, kol kola vermelerinden, kendilerine alan açmalarından ve oldukça uzun olmalarından kaynaklı olsa gerek; içerisinin -en azından o saatler için- aydınlık olduğunu gördüm. Ama ne aydınlık! Güneşin ağaçların ardından vurmasıyla, orman içinde bir ışık şöleni başlıyordu. Yeşilden sarıya, sarıdan turuncuya geçiş yapan yapraklara vuran güneş ışını; orman içini turuncu bir atmosfere boyuyordu. Ağaçtan oluşan gökyüzümüz göz kamaştıran bir turunculukla ciğerlerimizi dolduruyordu. Bu an gerçekten büyüleyici! 

Kol kola vermiş ağaçların arasından sızan huzmelerle ortam daha da keyifli hale geliyordu. Nereye bakacağımızı şaşırırken, üstüne üstlük bir de ayaklarımızın altında kurumuş kalan yapraklar hışır hışır ediyordu. Sonbaharı yaşamak, iliklerine kadar hissetmek bu olsa gerek! 

Şimdiyse bu keyfe keyif kayarak bir eşlikçi arayışına girdik. Kahve tabii ki! 🙂 Biraz sakin bir köşe bulduk ve yerleşmeye başladık. Birkaç sandalye, masa ve kahve ekipmanlarını bir çırpıda çıkardık. Suyu kaynatıp büyük termosa koymuştuk. Dolayısıyla işimizi hızlıca hallettik. Keyifle içtik kahvelerimizi. Bu esnada ardımızda kalan güneşin açı değiştirdiğini, ağaçların arasından süzülen huzmelerin yer değiştirmesinden fark ettik. 

Biten kahveler ve ilerleyen saat sebebiyle artık buradan kalkıp Dumanlı’ya doğru gitmenin vakti gelmişti. Ardımıza baka baka çıktık ormandan ve Dumanlı’ya doğru ilerledik. 

Bu kez başta sorduğumuz kişinin durmamız gereken yeri söylerken nereyi kastettiğinin bilincinde olarak gittik. Kalabalık noktalar içinde en yoğun noktada aracı park edecek yeri bulduk ve indik. 

İtiraf etmek gerekirse aklımızda Dumanlı Yaylasının adeta merkezi bilinen bir yol vardı. Sağlı sollu ağaçların sıralandığı ve birkaç metre genişliğine sahip olan yol adeta bu yayla ile bütünlenmiş durumdaydı. Ormanın göbeğinde olduğu için de dökülen yapraklarla toprak yerine, kurumuş yapraklardan bir zemin  görünüyordu fotoğraflarda. İşte biz de o yolu göreceğiz diye en uygun bulduğumuz patikadan daldık ormanın içine… 

Yürüdükçe ferahladık, güneş ışınlarının büyüleyen görüntüsü ormanı 360 derece görme istediği uyandırıyordu. Durduğum noktada kaç kez etrafımda dönüp her ayrıntıya takılı kaldım saymadım. 

Epey yürüdükten sonra açık havanın karnımızı acıktırdığını fark ettik. Yürüyüşe başlarken önünden geçtiğimiz ve dönüşte uğrarız dediğimiz İrişkin’e doğru ilerledik. Mesela bu da Osmaniye’ye dair yapılması gerekenlerdendir. Öncelikle bilinen sucuk formundan daha başka bir sucuk. Sucuk içi dağınık halde pişerken, yağına ekmek banılıyordu. Ustayı izlerken bir yandan da onunla keyifli bir sohbet ediyorduk. Çıkan kokularla sabırsızlanıyordum. Ustalıkla sucuk, ekmeğe konuldu ve bir çırpıda kağıda sarılarak uzatıldı. İlk ısırık ve offff! Offf diyorum, çünkü yok böyle bir lezzet! Yanında ayranla kısa sürede biten İrişkin sonrası çay ikramına asla hayır diyemedik. 

Belki fotoğraflara konu olan meşhur yolu görmedik ama buralara dair şahane anılar edindik. Belki bir sonraki ziyarette göreceğiz, belki de hiç göremeyeceğiz. Hayalini kurduklarımızla yaşadıklarımız bazen örtüşmez ama bu demek değil ki yaşanan eksik kalır… Ziyadesiyle memnun ve mutlu ayrıldım Dumanlı’dan… 🙂 

“SONBAHARI BÖYLESİ YAŞAMAK GEREK!” için bir cevap

  1. Yüreğinize sağlık.

    Beğen

Yorum bırakın