Takvim yapraklarının 14 Ekim’i göstermesiyle Türkiye’nin dört bir yanında bulunan Doğaya Güç Kat Ağı’nın yürütme kurulu temsilcileri için yola çıkma zamanı geldi. Çeşitli şehirlerde yaşayan temsilciler, kurul toplantısı için başkente doğru rotayı oluşturdular. Bir araya geleceğimiz yer Ankara’nın göbeğinde, Esat caddesindeki bir oteldi. Ankara’nın gri ve puslu havasının sonuna dek yaşandığı bu günlerde, kendine has kültürünün hissedildiği bir bölgede bir araya geldik.
Sabahın erken saatlerinde toplantı yapılacak salonun önündeki lobide, tanıdık-tanımadık herkesin birbiriyle kucaklaştığı bir an yaşandı. Özlemiştik! En son Ankara’daki genel kurulda yüz yüze gelmiştik ve ortak amacı taşıyan, benzer kaygılarda buluşan bizlerin güzel bir bağı vardı.
Açılış konuşmasını Güler Bozok gerçekleştirdi ve bu zamana kadar yapılan çalışmalardan söz etti. Güler’i şayet sosyal medyada takip ediyorsanız, ağ kapsamında tüm Türkiye’yi gezerek büyük bir efor ve emek harcadığına bizzat şahit olmuş olmalısınız. Durumun ciddiyetine atıfta bulunmak için hemen Güler’in sunumundan bir cümle alıntılamak istiyorum.
“Toplam 157 dernek ile temasa geçildiği, 219’dan fazla kişi ile görüşme yapıldı.”
Ayrıca 46 ilin Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlükleri ile görüşüldüğünü de önemle vurgulamak gerekir. Toplam 6 bölgede ilgili derneklere eğitimler verildi. Sahada gerçekleşen çalışmaların yanısıra Doğa için Savunuculuk Rehberi isimli kitap basıldı. Doğa Danış birimi için çalışmalar yürütüldü ve sona doğru ilerleniyor. Bununla birlikte iletişimi daha güçlü kılmak adına web sitesi ve çeşitli mecralarda çalışmalar yapıldı. Tüm bunların ardında dile getirilmeyen, bilmediğimiz çok emeğin olduğunu öngörmek, çok da güç değil.
Bu zamana kadar yapılan çalışmaları genel olarak değerlendirildiğimizde, aslında ne büyük yol katettiğimizi gördük. Ağ, pek çoğumuzun da şahit olduğu üzere, her birimizin emekleriyle kuruldu. Ki bunun bile ne büyük bir iş olduğunu genel kurullarda kendimizde gördük. Ardından ağı temsilen Güler; kişi, dernek, kurum demeden kapı kapı gezerek ağı tanıttı. Ağ üyelerinin talepleri doğrultusunda her bölge özelinde kendi sorunlarına yönelik eğitimler gerçekleştirildi. Bununla yetinmeyip Doğaya Güç Kat ağı olarak; Doğa Danış Birimi, kitap basımı ve iletişim alanlarında somut adımlar atıldı. Bütün bunları edilgen bir ifadeyle anlattığıma bakmayın, ağ biziz ve tüm bunları beraberce yaptık! Tüm bunları büyük yahut küçük fark etmeksizin her birimizin katılımı ve desteğiyle tam olarak bizler yaptık. Bugün bunlardan söz ediyorsak, her birimize irili ufaklı görevler, sorumluluklar düştü ve nihayetinde gerçekleşti. Henüz kuruluş aşamasında ortaya koyulan hedeflerin adım adım hayata geçtiğini gördük ve görüyoruz. Bu büyük bir mutluluk!
Yapılanları konuştuk, peki bitti mi? Hayır! İlerleyen saatlerde Osman Erdem’in sözü almasıyla birlikte gördük ki, aslında henüz başlıyoruz.
Ağımız bir yandan, üyelerin taleplerini yanıtlamak üzere çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor. Neydi bu talepler, gelin bir üzerinden geçelim. Dernekler özelinde yerel mücadelelerimizi gösterirken çeşitli eğitim ihtiyaçlarımız doğuyor. Bu ihtiyaçlar dernek yönetim süreçlerini, üye-gönüllü yönetim süreçlerini, iletişim yönetimini, savunuculuk süreçlerini, kampanya süreçlerini, fon bulmayı, proje yazımını ve proje yönetim süreçlerini kapsıyor. Başkaca konular da süreçte ortaya çıkabiliyor. Bununla birlikte bölgenin bilinen ve bilinmeyen noktalarında ortaya çıkan problemlere karşın doğru çözüm bulabilmek de yine ihtiyaç duyulan eğitim başlıklarından oluyor. Bu noktalarda ihtiyaçlara cevap bulabilmek için eğitim ve çeşitli materyaller ile ağın, her bir derneğin elini güçlendirmeye çalıştığını görüyoruz. Buna ek olarak, dernekler arası bilgi ve deneyim paylaşımını artırmayı ve güç birliğini pekiştirmeyi hedeflediğini görüyoruz. Ve tabii ki her bir derneğin kendi ilinde sulak alan komisyonu ve av komisyonu toplantılarına katılmalarının gerekliliğini vurguladığını görüyoruz.
Ancak diğer taraftan da oluşturduğu bu güç birliği ile çeşitli çalışmalara doğru yelken açtığını göreceğiz. Osman Bey’in sunumu ve ertesi gün süren görüşmelerde ağ olarak yürütülebilecek çalışmalardan söz ettik. İtiraf etmeliyim ki oldukça heyecan duyuyorum. Zamanla şekillenecek ve açıklanacak olan bu çalışmalar yine ağ olarak bizlerin birlikteliği ile hayata geçecektir. Amaçlarımıza ve birlikteliğimize yakışır, güçlü çalışmalara imza atacağımızı umut ediyorum ve öngörüyorum. Tüm bunları yine ağ olarak, önümüzdeki genel kurulda beraberce netleştireceğiz.
Türkiye’nin çeşitli illerinde yer alan dernekler olarak oluşturduğumuz bu ağ, gün geçtikçe büyüyor. Aramıza yeni üyelerin de katılmasıyla etki alanımızın her geçen gün arttığını yine beraberce göreceğiz. Görüşmelerimizi ise Kasım ayında gerçekleşecek genel kurulun içeriğinden söz ederek tamamladık. Dolu dolu geçen iki gün ve konuşulanların verdiği heyecanla vedalaştık. Güçlü Sivil Toplum, Etkin Doğa Koruma mottosuyla hareket eden bizler, yolumuza güçlü ve emin adımlarla devam ediyoruz. İyi ki ama iyi ki bu ağın bir parçasıyım!

Yorum bırakın