HADİ BANA EYVALLAH!

O çok sevdiğim yazarlar da giriş cümlelerinde bu kadar zorlanıyorlar mıydı? Uzun bir süredir zihnimde dönüyor bu yazı ama bir süre ekran başına geçmekte zorlandım. Çünkü ne zaman bu kadar sancılı bir yazı başlangıcı olsa devamının benim için daha çarpıcı ama bir o kadar da aydınlık olacağını bilirim. Bu tip yazılarda diğerleri gibi giriş-gelişme-sonuç taslağı çıkaramıyorum. Çünkü ben yazmaya başlıyorum ve sonrasında zihnimin bilmediğim odalarına doğru sürüklendiğimi fark ediyorum. Evet, sürükleniyorum. Farkındalıklar, bilinmezlikler derken e biraz sorgulayıcı bir dönem oluyor. 🙂 Bu nedenle çeşitli denemelerim oluyor. Bu denemelerle etrafa bölük pörçük cümleler bırakıyorum. ‘Bunları bir ara kullanırım’ diye de silemiyorum. 

Tanıdık geldi mi? “Bununla bir şey yaparım ya.” diye atamadığımız eşyalar vardır. Bir şey oldurma isteği, o eşya bir işe yaradığında “iyi ki saklamışım” hissini yaşama umuduyla saklarız. Üzgünüm, belki biraz sert gelecek ama bu tıpkı başka bir şeye daha benziyor. Belki değişir, belki farkına varır ve nice belki umuduyla hayatımızda tuttuğumuz insanlara… 

“İnsan nasıl özgürleşir biliyor musunuz?” diye iddialı bir tespitte bulunmayacağım. Zira bence bu çok fazla değişkene tabi olan bir durum. Ama bunlardan bir tanesini rahatlıkla söyleyebilirim.

‘Belki’lerin prangasından kurtulduğunda da özgürleşir insan. 

Her şeyin fazlasının zarar değil, zehir olduğunu düşünenlerdenim. Fazla aidiyet, fazla sevgi, fazla güven ve hatta fazla umut… Kimi zaman kararında olanların fazlasıyla yeterli olduğunu unutuyoruz. Azın neden çok olduğunu şimdilerde daha iyi anlıyorum. Fakat anlamanın da her zaman yetmediğini görüyorum. Dönüşmek gerekiyor, evrilmek… Fazlalıklardan arınmak gerekiyor. Artık sana hizmet etmeyenlerden kurtulmak gerekiyor. 

Doğa aslında bunu hep yapıyor. O çok sevdiği dalını hiç düşünmeden bırakabiliyor mesela… Ya da binbir emekle açtığı çiçeği bırakabiliyor. Bazen bu süreç uzayabiliyor. Ama bir şekilde bırakması gereken noktayı biliyor ve çekinmeden yapıyor. Ve yeniliğe yer açıyor. 

Yenilik kelimesi bana etrafında kocaman ağaçların sıralandığı yemyeşil bir yolu anımsatıyor. Güneş yerinde, hava şahane ve kuşlar cıvıldıyor. Biraz gerilerden gelen su sesi ve meltemin getirdiği eşsiz çiçek kokuları eşliğinde yürüyorum o yolda… O yolun elbet taşları da var, o çiçeklerin elbet dikeni de var. Ama yol belliyse çekinmeden yürünür elbet o yolda. Bazen mola da vermek ister insan. Ya da sadece orada öylece durmak ister. Ama hedefi belliyse bir şekilde o noktaya ulaşacağını bilir. Bir şekilde… Bir arkadaşımla konuşurken fark etmiştim ‘bir şekilde’nin büyüsünü. Bir şekilde olacak. Bir şekilde yapacağım. Bir şekilde… Bir şekilde… Fiile odaklanmıştım onunla konuşana dek… Onunla konuştuktan sonra bir şekilde ‘bir şekilde’yi fark etmiştim. 🙂 Hedeflerimizde ve hayallerimizde sonuç nettir ama süreç genellikle o kadar net değildir. O bulanıklığı eşsiz bir ışıltıyla kapatır ‘bir şekilde’. Üzerine konuşacak çok bir şey bırakmaz geride, ki zaten bana sorarsanız doğrusu da budur. Hedefi seç, süreç bizim konumuz değil, o en iyi haliyle şekillenir talebimizle ve çabamızla. 

Ara not: Dış faktörler şimdinin konusu değil. 🙂

Bundan çok uzun bir süre önce çıktığım yolun beni getirdiği noktayı şimdi daha iyi anlıyorum. Bundan yıllar sonra bu kısmı anladığımı sanmışım olarak güncelleyip başka bakış açılarına sahip olma düşüncesi de beni inanılmaz heyecanlandırıyor. Yeniliğe, dönüşüme, evrime karşı inanılmaz bir heyecan taşıyorum ve biraz da korku. Bilinmeyenin getirdiği korku… Ama bu korku beni hiçbir zaman yerimde sayan yahut battaniyeyi kafama geçiren bir tutuma itmedi, aksine ivme kazandırdı. O yüzden o korkunun varlığı dahi güç veriyor bana. Çünkü biliyorum geliyor yenilik tüm gümbürtüsüyle ve bir o kadar da asaletiyle… 🙂 Biliyorum ve görüyorum çünkü büyüme; değişim, ışık ve gürültüyle olur.

Değişken bir halde o yenilik yolunda yürüyorum. Bazen duruyorum, bazen adımlarımı üzerine çok düşünmeden atıyorum ama bazen de bir adımı atmak çok zamanımı alıyor. Fakat o yoldayım. Durup düşündüğüm zamanlarda dahi sadece bunu bilmek yetiyor. Yoldayım, gidiyorum. Karşıma çıkan dikenler, taşlar ve hatta kayalar bazen iz bırakıyor ama o Japon sanatındaki gibi izlerime şekil veriyorum ya da daha bilinen ifadeyle kırıldığım yerden çiçek açıyorum. Bazen öylece bırakıyorum. Her şeyi dönüştürme isteğine de dur diyorum. Ya da bazen o iz canımı acıtıyor diye üzerine gitmiyorum. Bazen acıtması gerekir çünkü. Bazen… Bazen… Bazen…

Yine çok yazmak istiyorum, o boşlukları doldurmak istiyorum. Sonsuz seçenekler geçiyor zihnimden. Her bir farkındalığımı buraya bırakmak istiyorum. Çünkü hiçbirini kazanmak kolay olmadı. İstiyorum ki kalsın burada ve yer etsin iyice. Ama yazının başındaki gibi azın çokluğunu hatırlatıyorum kendime… 

Bazen olmaz. Bazen de olmadı sanırsın ama en güzel hali karşındadır. İyilik, kötülük, doğru, yanlış ve nicesi… Oysa sadece olan vardır, bir de olandan nasıl etkilendiğimiz… Olandan nasıl etkilendiğimiz ise nereden baktığımızla şekilleniyor. Bu her olayı güzellikle karşılamak anlamına gelmiyor. Bazen birini hayatından çıkarman gerekiyordur, bazen kendindeki bir eksikliği fark etmen gerekiyordur, bazen koşullarını güncellemen gerekiyordur, bazen sadece öğrenmen gerekiyordur acı bir yolla olsa da. Fakat olanı doğru analiz edip ilerlediğimizde değişim ve yenilikten söz edebiliyoruz. 

Ve ben şimdi kahvemi yudumlarken yılın ilk kar tanelerini huzurla karşılıyorum. Bu anda yeniliğe o tatlı korku ama bir o kadar da güzel duygularla bakıyorum. Vazgeçişler, kopuşlar, gitmeler, seçimler, seçenekler ve gerçekler…  Ama en çok da hayaller, hedefler ve bizi biz yapan değerler… 🙂 

Yıkılsın diye kurulmaz hayaller.  Geri dönülsün diye atılmaz adımlar. Vazgeçilsin diye yapılmaz seçimler. Bazen sadece durum güncellenir ve yeniliğe ayak uydurman gerekir. Ve her yenilik mutlak suretle etrafında birtakım güncellemeler yaptığı kadar kendimizi de güncelletir…  

Şu an oturduğum yerden eski versiyonumun nasıl güncellendiğini keyifle ve büyük bir heyecanla seyrediyorum. O eski halime şükranlarımı sunuyorum, iyi ki sen. Ve yeni ben! Ah ne çok bekledim. 🙂 

Hadi bana eyvallah!

Ve merhaba…

“HADİ BANA EYVALLAH!” için bir cevap

  1. cansın canımsın… güzel yüreklim

    Beğen

tijen için bir cevap yazın Cevabı iptal et